Şifremi Unuttum ?  Üyelik !     Email :  Şifre :   
   Ana Sayfa  | Albüm Üyelik   |  Ziyaretçi Defteri Oku   Yaz   |  Hakkimizda   |  Künye   |  Açilis Sayfasi   |  Favorilere Ekle   |  23.07.2019 01:20:40
  Kategoriler
 Köyümüz
 Gündem
 İş Adamlarımız
 Bizden Yetişenler
 Altyapı bilgileri
 Yazarlarımız Hakkında
 Tarihi Yapılar
 Muhtarlık
 Ofspor
 Of Haberleri
 Of Hakkında
 Genel Haber

  Anket
> Sitemizin Yeni Hali Nasıl Olmuş ?
Çok Güzel [8]
Güzel [5]
Fena Değil [1]
Beğenmemiş [1]
Sonuçlar           

  Duyurular
www,sugeldi,com
Of Sugeldi Koyu (13.04.2012)


  Çesitli Konular

  En Çok Okunanlar

  Sayac
23.07.2019 Bugün Toplam
Tekil 21 4.065.379
Çoğul 21 4.065.393
G.Sayfa 23 4.252.022
IP No  :  54.162.151.77

Allah (cc) Bizleri Kendi Sofrasına Davet Ediyor; Zikir Yapalım 01.09.2009
Rivayete göre, Allah-u Zülcelal cennette meleklerine: "Dostlarıma yemek verin!" buyurur. Bunun üzerine ortaya türlü türlü yiyecekler getirilir. Cennetlikler bu yiyeceklerin her lokmasında farklı bir lezzet bulurlar. Yemekler bitince Allah-u Zülcelal: "Kullarıma içecek sunun!" buyurur. Bunun üzerine ortaya türlü türlü içecekler getirilir. Cennetlikler bu içeceklerin her yudumunda diğerlerinde bulunmayan bir lezzet bulurlar. 

   İçecekler bitince, Allah-u Zülcelal: "Ben sizin Rabbinizim, size verdiğim sözü gerçekleştirdim. Şimdi canınız ne diliyorsa isteyinizde vereyim!" der. Cennetlikler iki veya üç kez üst üste: "Ey Rabbimiz! Biz senin rızanı istiyoruz." derler. Bunun üzerine Allah-u Zülcelal kendilerine şöyle buyurur:"Ben sizden razıyım. Üstelik bu gün tarafımdan size bundan daha fazlası bağışlanacaktır."

    Bunun arkasından perde kalkar da cennetlikler Allah'ın dilediği kadar O'nu görüverirler. Cennetlikler Allah-u Zülcelal'i görünce tekrar secdeye kapanırlar ve Allah'ın dilediği sürece secdede kalırlar. Arkasından Allah-u Zülcelal kendi-lerine:"Kaldırın başlarınızı, burası ibadet etme yeri değildir." buyurur. Cennetlikler Allah-u Zülcelal'i görünce oranın tüm nimetlerini unutuverirler. Allah-u Zülcelal'i görmek onlara diğer bütün nimetlerden daha tatlı gelir. Bu konuda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:"Cennetlikler cennete ve cehennemliklerde cehenneme girince cennetliklere şöyle seslenilir: "Ey cennetlikler, Allah-u Teala size bir şey vaad etmişti. Şimdi onu gerçekleştirmek istiyor." Cennetlikler bu çağrıya şöyle karşılık verirler: "O vaad bedir ki? Allah-u Teala bizim amellerimizin sevap kefesini baskın kılarak, yüzlerimizi ağartmadı mı? Bizi cennete koyup cehennemden uzaklaştırmadı mı?"  Bunun üzerine perde kalkıverirde cennetlikler O'nu görüverirler. Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, cennetliklere verilen hiçbir şey O'nun cemalini görmek kadar güzel olmayacaktır." (Müslim)

    İşte bu güzel nimetler önümüzde iken, bu nimetleri dünya keyf ve sefasıyla değiştirmek çok yanlıştır. Allah-u Zülcelal, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i bizlere elçi göndermiş ve kendi sofrasına davet etmiştir. Şimdi dünyada O'nun sofrası yoktur. Fakat Allah-u Zülcelal sofrayı elde ettirecek olan ibadeti yaratmıştır.

    Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allah-u Zülcelal'in bir kısım melekleri vardır. Yollarda dolaşıp zikredenleri ararlar. Allah'ı zikreden topluluk bulduklarında birbirlerine: "Geliniz aradığınız buradadır." diye seslenirler. Bunun üzerine melekler zikredenleri dünya semasına kadar kanatlarıyla kuşatırlar. Allah-u Zülcelal, kulların hallerini meleklerden daha iyi bildiği halde, onlara: "Kullarım ne söylüyor?" buyurur. Melekler: "Seni tenzih ediyorlar, tekbir getirip yüceltiyorlar, sana hamdedip övüyorlar." derler. Allah-u Zülcelal: "Kullarım beni görmüşler mi ki, böyle yapıyorlar?" buyurur. Melekler: "Hayır. Vallahi seni görmemişler." derler. Allah-u Zülcelal: "Beni görseler ne yaparlardı?" buyurur. Melekler: "Seni görseler sana ibadetleri, seni övme ve tesbih etmeleri daha çok olurdu." derler. Allah-u Zülcelal: "Kullarım benden ne istiyorlar?"der. Melekler: "Senden cenneti istiyorlar." derler. Allah-u Zülcelal: "Cenneti görmüşler mi?" der. Melekler: "Hayır, vallahi Ya Rabbi! Cenneti görmemişler." derler. Allah-u Zülcelal: "Cenneti görseler ne yaparlardı?" der. Melekler: "Cenneti görselerdi, cennete düşkünlükleri ve onu istemeleri daha fazla olur ve ona daha çok rağbet ederlerdi." derler.

     Allah-u Zülcelal:  "Onlar neden Allah'a sığınıyorlar?" der. Melekler: "Cehennemden sığınıyorlar." derler. Allah-u Zülcelal: "Cehennemi görmüşler mi?" der. Melekler: "Hayır vallahi onu görmemişler." derler. Allah-u Zülcelal: "Görseler ne yaparlardı?" der. Melekler: "Cehennemi görselerdi ondan daha fazla kaçarlar ve daha fazla korkarlardı." derler. Allah-u Zülcelal meleklere: "Sizi şahit tutuyorum ki, ben onları bağışladım." buyurur. Meleklerden biri: "İçlerindeki falan kimse onlardan değildir, bir işi için gelmiştir." der. Allah-u Zülcelal de şöyle buyurur: "Onlar öyle iyi kimselerdir ki, kendileriyle arkadaşlık yapan kötü olamaz." (Buhari)

    Buradan anlaşıldığına göre, Allah-u Zülcelal'in zikrini yapmanın faydası çok olduğu gibi, zikir ehli ile beraber oturmanın da faydaları çoktur.
Hz. Muaviye radıyallahu anh'dan nakledildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ashabından bir topluluğun yanına geldi ve: "Buraya böyle sizi oturtan (sebep) nedir?" buyurdu. Sahabe-i kiram: "Buraya oturduk Allah'ı zikrediyoruz. Bize İslamı nasip ettiği ve hidayetine ulaştırıp bol bol nimetler verdiği için O'na hamd ediyoruz." dediler. Hz. Peygamber (S.A.V): "Allah için soruyorum, sizi buraya oturtan sebep ancak bu mudur?" diye sordu. Sahabe-i kiram da: "Allah'a and olsun ki, bizi burada oturtan sebep ancak budur." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurdu:"Ben sizi (yalanla) itham etmek için yemin ettirmedim. Ancak bana şimdi Cebrail geldi de Allah'ın meleklerine sizinle iftihar ettiğini haber verdi." (Müslim, Ahmed bin Hanbel, Tirmizi)

    İşte Allah-u Zülcelal'in rahmeti, zikir yapan kimselere daha çoktur. Onun için kendimizi Allah'ın zikrinden mahrum yapmayalım. Eğer dinimiz bizim için kıymetli ise, kıyamet günü nefsimizi şerefli etmek ve zelillikten kurtarmak istiyorsak, Allah-u Zülcelal'in zikrini çok yapalım. Temiz bir vücut ile Allah-u Zülcelal'in zikrini yapalım. Eğer vücudumuzun bir âzâsı günah işlemişse, hemen tevbe ve istiğfar etmemiz gerekir.

     Çünkü bu vücut, günahlarla necis olmuştur. Bunun için ilk önce, hakiki olarak Allah-u Zülcelal'e tevbe etmek, bu günahlardan kendimizi temizlemek ve temiz olarak Allah-u Zülcelal'in zikirini yapmak münasip ve yerinde olur.Hatta bazı Evliyalar dil ile kötü bir kelime söyledikleri zaman, o hatadan tevbe edinceye kadar, o dil ile Kur'an okumazlardı ve zikir yapmazlardı.

     Çünkü onlar: "Dilimiz temiz olmadığı için, onunla Allah'ın kelamını okumak münasip değildir." diyorlardı. O nedenle, bütün günah-larımıza tevbe edelim ve çok kıymetli olan Allah-u Zülcelal'in zikrinden kendimizi mahrum etmeyelim.

    Enes bin Malik (R.A)'dan rivayetle Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Size hastalığınızı ve şifanızı bildireyim mi? Hastalığınız günahlar, şifanız da istiğfardır." (Beyhaki)

     Demek ki tevbe ettiğimiz zaman, o manevi olan hastalıklardan temizlenmiş oluyoruz. Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... 

    Allah-u Zülcelal afetten, selametli olan cennetine bizleri davet ediyor. Nasıl ki bir mü'min, mü'min kardeşlerini evine davet etse, diğer mü'minler de bu davete icabet etmezse ayıp olur. Allah-u Zülcelal madem ki bizi cennetine davet etmiş, bu davete icabet etmemek de çok yanlış olur. Allah-u Zülcelal bazı insanları da rüya yolu ile cennetine davet ediyor.



  Bu Yazı 4756 Defa Okundu
    Yazar Login

 
 

 

  Yusuf Kazdal
  3797  Gün önce kaybolmus ve
  Kendisinden bir daha haber alinamamistir